Deprem Nedir? Depremin Sebepleri Nelerdir?

reklam alanı

Ülkemiz, deprem kuşağında yer alan ülkeler arasında olduğu için, birkaç yıl ara ile büyük ve yıkıcı depremler meydana gelebilmektedir. Ne zaman deprem olacağını önceden tam olarak belirleyen bir teknoloji, günümüzde mevcut değildir. Fakat geçmiş yıllara nazaran; fay hatlarının belirlenmesi ve yer hareketlerinin takip edilebilmesi, depremin tam gün ve saatini belirlemeye yetmese de belirli yerde ve zaman diliminde oluşabilecek depremler hakkında ön fikir verir. Binlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olduğu için, deprem öncesinde önlem almak gerekir. Binaların zemin etüdü yapıldıktan sonra yapılması, bol demir ile güçlendirilmesi, bina içine yerleştirilen eşyaların duvara sabitlenmesi, deprem tatbikatları yapılarak sarsıntı anındaki konumun ayarlanması gibi önlemler deprem sırasında can kaybının azalması açısından oldukça önemlidir.

Ülkemizin, konum olarak yaklaşık %92’lik bölümü deprem kuşağında yer alır. Yani nüfuzun büyük kısmı her an deprem tehlikesi altında yaşar. Geçmiş yıllarda yaşanılan büyük depremlerde, binlerce insan hayatını kaybetmiş bir o kadar insan sakat kalmıştır. Bu sebeple yerleşim yerleri planlamasının tekrar yapılması, yeni binaların demir yönünden güçlendirilmesi ve insanların bilinçlendirilmesi hayati öneme sahiptir.

Deprem; yer kabuğunun alt kısmında bulunan katmanlarda, değişik türden birçok maden bulunur. Bu madenlerin sıcaklık etkisi ile erimesi sonucunda oluşan hareketler, yer kabuğunun yer değiştirmesine neden olur. Yer değiştirme esnasında oluşan yer sarsıntısı ise deprem olarak nitelendirilir. Yer kabuğunun alt kısmında bulunan boşluğun büyüklüğüne göre, depremin şiddeti artar veya azalır. Fakat önlem alınmadığında, deprem şiddeti düşük olsa dahi oluşan yıkım etkisi büyük olacaktır. Deprem ile ilgili her türlü incelemeyi yapan bilim dalı sismoloji olarak adlandırılır.

Depremin oluşma sebebi; dünyanın yapısı, geçmişten günümüze birçok araştırmaya konu olmuştur. Bu araştırmalar sonucunda bulunan veriler ise şöyledir; yer kabuğunun alt kısmında, 70- 100 km taşküre bulunur. Hem kıtalar hem okyanuslar, taşkürenin üzerinde yer alır. Taş kürenin alt kısmından çekirdeğe kadar olan kısım, yani 2 900 km mantodur. Mantonun alt kısmında yer alan çekirdeğin, ağırlıklı olarak nikel ve demirden oluştuğu tahmin edilmektedir. Konveksiyonel akımlar nedeni ile taş kürenin alt kısmında yer alan taşlar ve kayalar parçalanmakta ve levhaları oluşturmaktadır. Parçalar halinde bulunan levhaların hareket etmesi ve bir birine sürtünmesi ise yeryüzünde sarsıntıya neden olur. Bu sarsıntı ise depremin sebebidir.

Binlerce kişinin hayatını kaybetmesine neden olan depremler konusunda, oldukça yoğun çalışma yapan bilim adamları, yer hareketlerini inceleyerek, hangi bölgede yakın zamanda deprem olma ihtimali olduğunu tahmin edebilmektedir. Fakat depremin tam zamanı konusunda net bir bilgi halen bulunmaz. Yine de üç aşağı beş yukarı hangi bölgelerde deprem olacağının belirlenebilmesi yapılan yeni binaların konumunu ayarlamak ve güçlendirme yapmak açısından önemlidir.

Depremi engellemek, günümüz koşullarında imkânsızdır. Bu sebeple deprem ile yaşamayı öğrenmek, erken önlem almak gerekir.  Depremin hayat kaybına yol açmaması için, yapıların son teknoloji ile üretilmesi gerekir. Japonya gibi çok şiddetli ve sık deprem meydana gelen ülkelerde, belirlenmiş oranda demir ile güçlendirilmiş, raylı sistem yapılar tercih edilmektedir. 8-9 şiddetindeki depreme dayanıklı olan bu yapılar sayesinde, en sık deprem olan yer olan Japonya ‘da can kaybı oldukça azdır.

Ayrıca halen devam eden araştırmalar sonucunda, birkaç saniye önceden deprem olacağının sinyalini veren ve hızlı önlem alma şansı yaratan sistemler geliştirilmiştir. Fakat bu sistemin kullanımı halen yaygın değildir. Yakın zamanda depremler konusunda yeni bulguların elde edileceği ve önlem almak için deprem sinyal cihazları geliştirileceği tahmin edilmektedir.

rekalm alanı eklenti ad ınserter

İlginizi Çekebilir bu yazı ile alakalı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. Mehmet Olgun dedi ki:

    Yer kürenin yüzeyinden 200 km derinlik içinde uzaydan gelen asteroit olarak yerleşen saf halde demir, krom su , karbonat ile karşılaştığında suyun oksijenini alır hidrojeni serbest kalır, diğer tarafta karbonatın oksijenini alır karbonu serbest kalır. Serbestleşen madde o kadar çok yoğunlaşma ( b i r i k i m ) oluşur ki karbon ile hidrojen büyük patlamayla reaksiyon oluşum neticesi çok büyük depremle petrol ve doğalgazın ilk hali meydana gelir. Büyük ısı, basınçla orta büyüklükte depremlerle yüzeye doğru çıkmaya devam eder.

  2. Anka dedi ki:

    Bayıldım