Akdamar Efsanesi-Akdamar Adasının Acıklı Hikayesi

reklam alanı

Efsaneye göre vakti zamanında Ermeni baş keşiş dediği dedik bir adamdır. Yine dilden dile dolaşan bu efsaneye göre bu keşişin güzelliği dilden dile dolaşan güzeller güzeli bir kızı vardır. Tamara adındaki bu kız dini törenlerde çok güzel giyinip başına çiçeklerden taç takarak etrafta bir dolandı mı, diğer keşiş kızları ne yapacaklarını şaşırır ve onu içten içe kıskanırlarmış. Hatta daha da ileri giderek ona haince tuzaklar kurarlarmış. Adanın tam karşısında, Gevaş yakınlarında yalnız yaşayan bir delikanlı vardır. Bu delikanlı gündüzleri gölde yakaladığı balıkları yer, kuşlarla söyleşir, sulara dalar, uzun bir süre yüzer, yorulunca da  serin bir ağacın gölgesinde uyurmuş. Bu delikanlı aynı zamanda çok iyi bir de yüzücüymüş.

Günlerden bir gün yine gölde yüzerken farkında olmadan adaya çok yaklaştığını fark eder. Delikanlı adayı çok etmiş. Sonunda merakına yenik düşerek adaya çıkmaya karar vermiş. Bir badem ağacının arkasına saklanıp çevreyi gözetlemeye koyulmuş. Birden badem çiçeklerinden tacıyla tatlı bir ezgi mırıldanan Tamara’yı görür. Kız bir ses duyup dönünce delikanlıyla karşılaşır. Tamara kaçmaya yeltenir ama delikanlının yakışıklılığı onu baya etkiler ve kaçmaktan vazgeçer. Orada tanışırlar ve aralarında samimi bir ilişki başlar. Akşama kadar güzel bir sohbet ederler. Yine buluşmak şartıyla birbirlerinden ayrılırlar. Gel zaman git zaman derken Tamara ve delikanlı birbirlerine aşık olurlar. Uzun bir zaman boyunca sürekli gündüzleri bir araya gelen iki sevgili bunun tehlikeli olduğunu, artık akşamları buluşmaları gerektiğine karar verirler. Tamara el ayak çekilince kayalıklarda bir mum yakar, delikanlı da ışığı gözleyerek yüzerek sevgilisinin yanına gelir o şekilde hasret giderirlermiş.

Bu durum epeyce uzun bir süre devam etmiş. Bir süre sonra kıskanç mı kıskanç olan öbür keşiş kızlarından biri onları görür ve hemen baş keşişe gidip durumu anlatır. Baş keşiş bu duruma çok öfkelenir ama kızına da bir şey belli etmez. Ertesi gün göl adeta isyan edercesine dalgalıdır. Akşam olunca fırtına çıkar, dalgalar daha da coşar. Kız kayalara gitmez. Bu durumu fırsat bilen baş keşiş bir mumla kayalara gelir. Delikanlı ışığı görünce meraklanır. Merakına yenik düşen delikanlı bu dalgalı gölde sulara atlayıp yüzmeye başlar. Kurnaz keşiş mumun yerini sürekli değiştiğinden dolayı delikanlı şaşırır, yorulur. İyice yorulan delikanlı sonunda azgın dalgalara yenik düşer. “Ah Tamara, ah Tamara” bağırışları ile boğulur ve ölür. Sesi duyan Tamara, kayalığa koşar, babasını görünce işi anlar. Güzeller güzeli Tamara da kendini Van Gölü’nün sularına bırakır. Rivayete göre iki sevgilinin ruhları gölde buluşur. Yöre halkı adaya Ahtamara adını verir. Gel zaman git zaman derken bu isim günümüzdeki Akdamar halini alır.

rekalm alanı eklenti ad ınserter

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

  1. akdamar efsanesi Akdamar Efsanesi-Akdamar Adasının Acıklı Hikayesi için yorumda bulun

    Akdamar Efsanesi-Akdamar Adasının Acıklı Hikayesi için henüz bir yorumda bulunulmamış! Hemen üst alanda bulunan formu kullanarak Akdamar Efsanesi-Akdamar Adasının Acıklı Hikayesi için ilk yorumu yapabilirsin.